YANGIN YAYILIMI VE TEHLİKELERİ

Yangının aniden genişlemesi, söndürme ekiplerinin yaralanmasına hatta bazen hayatlarını kaybetmesine neden olmaktadır. Yangın amirinin, yangının ani yayılma nedenlerini bilmesi, ekiplerini yönlendirirken riskleri göz önüne alması gerekir. Risk göze alınmadan başarı olmaz, ancak yangında göze alınan risk he- saplanan risk olmalıdır.

1. Yangının Gücü

Yangın dinamik bir olaydır, herhangi bir engel karşısına çıkmazsa büyür ve sürekli yayılır. Yangının ne kadar hızlı yayıldığı değişik deneyler sonucunda görülmüştür. Bazı durumlarda bir yangını, başlangıcından bir dakika sonra bir bardak su söndürülebilir. Yangının ikinci dakikasında ise söndürme işlemi için bir kova su ve üçüncü dakikasında belki de bir fıçı su gerekir. Yangın, başlangıçta kaplumbağa daha sonra ise tavşan hızıyla ilerler.
Yangın mahallinde ortalama sıcaklık değeri 1’inci dakikadan sonra hızla artar. Sıcaklık, ilk beş dakikadan sonra yaklaşık 500 ºC, 10 dakika sonra yaklaşık
600 ºC, 15 dakika sonra yaklaşık 700 ºC ve 30 dakika sonra yaklaşık 800 ºC’ye çıkar. Bundan sonra zaman ilerledikçe sıcaklık daha yavaş artar. Sıcaklık 90 dakika sonra yaklaşık 1000 ºC ve üç saat sonra yaklaşık 1100 ºC’ye ulaşır. Yangınlarda, belirtilen sıcaklıklardan daha düşük veya
özel durumlarda daha yüksek sıcaklıklar görülebilir. Bazı yangınlarda sıcaklığın
1500 ºC ila 1700 ºC’ye çıktığı olmuştur. Bu sıcaklıklar, tuğlanın damladığı sıcaklıklardır.
Tamamen kapalı mahallerde oluşan yangınlarda, 400 ºC civarındaki bir sıcaklıktan sonra oksijen azaldığında
yanma yavaşlar ve sıcaklık düşmeye başlar. Flashover (tümparlama) başlangıcından önceki düşüş, ateşin yangın mahallinde yeterli derecede oksijen bulamamasındandır. Oksijen yeterli olmayınca yanıcı gazların tamamı yanmaz. Kapının açılması veya camların parçalanması ile içeri giren oksijen ateşe ulaşınca, yanmamış olan yanıcı gazlar birdenbire tutuşur. İtfaiye ekipleri yangın yerine vardığı zaman Flashover’ın gerçekleşmiş olup olmaması çok önemlidir. Eğer gerçekleşmişse, alevler daha açık renktedir. İtfaiyenin çalışması daha rahat olur, fakat yangından oluşacak maddi zarar ve yangının yayılma tehlikesi daha büyüktür. Flashover daha başlamamışsa, itfaiye ekiplerinin karşılaşacağı risk fazladır, çünkü gaz zehirlenmesi ve alevin aniden büyüme tehlikesi gittikçe artar. Bu duruma itfaiyecilerin dikkat etmesi gerekir.

2. Yangın Potansiyeli ve Yangın Yükü

Yangınların yayılması birçok faktöre bağlıdır. Bu faktörler; yanıcı maddenin cinsi, miktarı ve oksijen miktarı ile sıcaklıktır. Yangının yayılma tehlikesi, yanıcı maddelerin çoğalması ile daha da artar. Bu konuda iki terim üzerinde durmak gerekir. Bunlar; yangın potansiyeli ve yangın yüküdür.
Yangın potansiyeli; binalarda ve bina dışında bulunan bütün yanıcı maddelerin toplamıdır. Yangın potansiyeli, 1 kg odun ya da odun eşdeğeri veya kJ olarak ölçülür. Yanıcı madde miktarı ile alt ısıl değerinin çarpımıyla elde edilir. Odunun yanma ısısı yaklaşık 10.000 kJ/kg’dır ve 1 ton odunun yangın potansiyeli 10.000.000 kJ = 10.000 MJ değerindedir. Mahalde odun haricinde başka yanıcı maddeler bulunuyorsa, o zaman yangın potansiyeli “odun eşdeğeri” ile gösterilir. Örneğin; 1 kg taşkömürü 2 kg odun eşdeğeridir. Fueloil’in yanma ısısı 40 MJ olduğundan, 1 ton fueloil, 4 ton odun eşdeğerindedir.
Yangın yükü; yangın potansiyelinin birim alana tekabül eden kısmıdır. Bu alan, bir arsa olabileceği gibi bir bölge de olabilir. Alanın bir bölge olması durumunda, yanıcı madde bulunmayan arsa,
yol, bahçe, göl ve cadde bölümleri gibi boş araziler de dahil edildiğinden, yangın yükü yani birim alana tekabül eden yangın potansiyeli küçülür.
Yangın yükü çok büyük rakamlara eriştiği için 1.000.000 kJ/m² değeri olan 1 GJ değerine “yangın yükü indeksi” adı verilir. Yangın yükü indeksi, bize odaların, mahallelerin veya semtlerin yangın hassasiyetini belirtir ve bu da felaketleri önlemede çok önemli bir faktördür. Örneğin; yol payı dahil 20 dönüm = 20.000 m²’lik bir arsanın yangın potansiyeli, arsanın imar ve kullanma şekline göre kabaca 4.000.000 kg odun eşdeğeri ise, yangın yükü 2 GJ/m²’dir ve bu da yangın yükü indeksinin 2 olması demektir.
Bir mahallenin yangın yükü indeksi 0 ila 1 arasında ise, yangının binadan binaya sıçrama tehlikesi yoktur; değeri 1 ila 1,5 arasında ise, yangının yayılma tehlikesi bulunur, hatta kötü şartlarda alan yangını ve yangın fırtınası olabilir. Yangın yükü indeksi 1,5 ila 2,5 arasında ise, alan yangını ve yangın fırtınası tehlikesi vardır. Yangın yükü indeksinin değeri 2,5 ile 3,5 arasında ise, yangın fırtınası olasılığı yüksek, değeri 3,5’in üstünde ise yangın durumunda felaket kaçınılmazdır. Yangın yükü indeksi tabiri, yangının yayılmasında yapıların sıklığı, yapı şekli, yapı malzemesi ve kullanımı gibi birçok faktöre bağlıdır.

3. Yanıcı Maddelerin Yayılımı

İmar sıklığı arttıkça yangın yayılma tehlikesi de artar. Araştırmalar, şehir kenarlarında yeni yapı sistemleri ile imar edilmiş, imar sıklığı yüzde 25 olan bölgelerde yangın yükü indeksinin 0,2 olduğunu ortaya koymuştur.
Yangının yayılma tehlikesinin değerlendirilmesinde yanıcı maddelerin dağılım şekli önemlidir. Yanıcı maddeler birbirine ne kadar yakın olursa yangın o kadar hızlı yayılır. Genellikle yapılar arasında bırakılan mesafeler yeterli ise yangın yayılma tehlikesi çok azdır. Eğer bu mesafeler yeterli olmasına rağmen yapılar yanıcı maddelerle doldurulursa ateş köprüsü oluşur.
İmar durumunda bina aralarına yangın koruma duvarlarının yapılmaması veya yangına karşı koruma boşlukları bırakılmaması, yangının daha hızlı şekilde yayılmasına sebep olur ve bu durumda alev sıçramasından bahsedilir. Yangın duvarlarının yapılması, yangın tehlikesi yüksek maddelerle çalışan işletmelerde çok önemlidir. Yangın tehlikesi olasılığı yüksek olan bölümlerin duvarları ve tavanları yanmaz malzemeyle ve kapıları yangına dayanıklı şekilde yapılmalıdır.
Bina içinde yangın bölmeleri ayrımı ne kadar önemliyse, dışarıda da yangın boşlukları o kadar önemlidir. Bu boşluklar binaları birbirinden ayırır ve yangının yayılması önlenir. Eğer boşluklar yeterli değilse ve alevler camlardan dışarı taşıyorsa, yangın amiri yangının diğer binalara yayılabileceği hususuna sürekli dikkat etmelidir.
Yanıcı maddeler zor alevlenen, normal alevlenen ve kolay alevlenebilen maddeler olarak ayrılır ve yangının yayılma kabiliyeti, yanıcı maddelerin yüzey
alanı/kütle oranına bağlıdır. Bir malzemenin parçalanması ile yüzey alanı artar. Kapalı bir kitabın yüzeyi çok yavaş yanar, oysa kitabın sayfaları havalandırıldığında yanma çok hızlı olur. Yayılmış cisimlerin yüzeyleri büyüdüğü için cisimler daha kolay tutuşur.
Yanıcı maddelerin nem oranları, yangının yayılmasında çok büyük önem taşır. Kuraklık zamanında yanıcı maddeler, nemli ve yağışlı havada olduğundan daha az sıvı taşıdıkları için orman yangınları daha sık görülür ve söndürülmesi daha güçtür. Ağaçların yaş olup olmaması da büyük önem taşır. Yeni kesilmiş ağacın nem oranı yüzde 40-60 oranında, açık havada kurutulmuş, kesilmiş ağacın nem oranı ise yüzde 10 ila 20 arasındadır. Nem oranı yükseldikçe buharlaşma ısısı da yükselir. Bu da yanmayı yavaşlatır.

4. Yanıcı Gaz Oluşturan Maddeler

Yanıcı katı ve sıvı maddelerin yanmalarına, sıcaklık nedeniyle oluşan gaz ve buhar yardımcı olur. Burada “yanıcı sıvı madde” tabirinin yanlış olduğunu belirtmek gerekir. Sıvıların kendileri değil, sıvılardan oluşan buharın yandığına dikkat edilmelidir. Kimyasal reaksiyonlar sonucu yanıcı gazlar üreten birçok maddenin olduğunu biliyoruz. Örnek olarak, sodyum ve potasyum gibi metallerin su ile birleştiğinde hidrojen oluşturması gösterilebilir.
Yüksek sıcaklıklarda moleküller ayrılır. Örneğin, su yüksek sıcaklıkta 2 hidrojen atomu ve bir 1 oksijen atomuna ayrılır. Su, 1500 ºC sıcaklıkta yüzde 0,2 ve 2000 ºC sıcaklıkta yüzde 2,9 oranında çözülmeye uğrar. Hidrojen, havadaki oksijenle birleşince patlayıcı gaz ortaya çıkar. Diğer taraftan, bir yangın yerinde kalsiyum karpit varsa, nem veya sıkılan su vasıtasıyla asetilen oluşabilir. Bu da yangın yayılmasına veya patlamaya yol açar. Yanma olayındaki en büyük etken oksijendir. Oksijen oranı yükseldikçe yanma hızı, böylece yanma ısısı artar.
Rüzgar, yangına iki şekilde tesir edebilir: Birincisi ateşe daha fazla oksijen verdiğinden körükleyici etkisi olur. Şiddetli rüzgar, hatta fırtına yangının yayılmasında önemli bir etkendir. Yangın alanlarının yayılması, yumurta veya armut şeklinde gerçekleşir. Burada “yayılma elipsi”nden söz edilir. İkincisi ise, rüzgarsız havanın, ateş fırtınasında gördüğümüz gibi çok büyük
etkiye neden olabilmesidir. Yangınların çok olduğu bir yangın bölgesinde, yangın merkezine yüksek miktarda hava akımını sürükleyen ateş fırtınası, yalnız rüzgarsız ve hafif havalarda meydana gelir.
Yangının yayılmasında yangın mahallinin büyüklüğü de büyük önem taşır. Mahal büyüdükçe oksijen oranı da artar. Büyük odalarda yangın daha çabuk yayılır.
Havada oksijen olmadığı halde, yine de yanabilen birçok madde vardır. Bunlar oksijen
taşıyıcı dediğimiz maddelerdir. Bunların arasında peroksitler, yüksek asitler, klor ve nitrik asitli tuzlar, potasyum veya sodyum klorat ve potasyum permanganat sayılabilir. Patlayıcı maddeler, kendi içlerinde oksijen taşıdıkları için dışarıdan oksijen almadan düşük ısıda bile çok hızlı yanma hızıyla ve yüksek miktarda sıcak gaz oluşturarak patlayabilirler.
Sıvıların belirli bir sıcaklıkla ısıtılmasıyla, ısıdan oluşan gazların dışarıdan ateşlenerek kısa süreli yanmaya başladığı dereceye “ateşlenme noktası” denir. Sıvı, ateşlenme noktasının üzerinde, alevlerin sıvı seviyesi üstünde sürekli yanacağı şekilde ısıtılırsa, buna sıvılarda “yanma noktası” adı verilir. Katı maddelerde ise “kömürleşme noktası”ndan bahsedilir. Bu da, katı bir maddenin belirli bir sıcaklık değerinde yanıcı gaz çıkarmaya başlaması demektir. Ateşlenme, yanma ve kömürleşme noktaları daima tutuşma noktasının altındadır.

5. Yangın Yayılmalarında İtfaiyecilerin Tutumu

İtfaiyecilerin, yangının en şiddetli yerinde değil, yangının başka maddelere sıçrama tehlikesinin yüksek olduğu yerlerde etkili söndürme tedbirleri alması gerekir. Çoğu zaman yanan yeri kurtarmak mümkün değildir; yanmayan yerin zarar görmesi ve yangının yayılması önlenmeye çalışılmalıdır.
Ekip amiri, yangın yerinde ekibini görevlendirirken, ani ve hesaba katılmamış yangın yayılmasını her zaman dikkate almalıdır. Olay yerine giden ilk ekipler birçok tehlike ile karşılaşabilirler. Flashover oluşması, yanıcı sıvıların tutuşması, yanıcı sıvı dolu tankların patlaması, yağ patlaması, yangın yerlerinde tüpgaz veya benzeri yanıcı gaz tüplerinin patlaması ve alev dili oluşması gibi tehlikeler itfaiyecilerin göz ardı etmemesi gereken tehlikelerdir. Selüloz gibi malzemelerin depo edildiği odalarda alev dili tehlikesi olduğundan bu mahaller özel itina ister.
Yangın mahallinin üst bölümlerine gönderilen ekipler, bazı durumlarda yangının ani yayılmasıyla çıkış yollarının kapanma tehlikesi ile karşılaşırlar. Yangın amiri, çıkış yolu olarak kullanabilmek için merdiven boşluklarını emniyete alma işine önem vermelidir. Ekipler merdivenlerden yangına yaklaşmışlarsa, hiçbir zaman, kısa bir süre için dahi olsa, merdivenlerden uzaklaştırılmamalıdır.
Ekiplerin ani bir yangın yayılmasında dumandan dolayı yollarını kaybetmemeleri için yangın amiri yangın yerinde bütün emniyet tedbirlerini almalıdır. Eğitimlerde, karanlık ve dumanlı yerlerde kaybolmamak için oryantasyon duyularını geliştirme çalışmalarına büyük önem verilmelidir. Çok zor şartlarda ilerleyen ekipler ipler kullanarak yollarını belirleyebileceği gibi, döşenen hortumları takip ederek de çıkış yolunu belirleyebilir. Bina içinde tehlikeli durumlar fark edilirse, belirlenmemiş risk göze alınmamalı ve dışarıdan müdahale edilmelidir

Kaynak: yangin.org